YABAN DİYARLARDA YABANCI -HEINLEIN

November 27, 2018

YABAN DİYARLARDA YABANCI -HEINLEIN

BİLİM KURGU MU? DOĞAÜSTÜ FANTEZİ Mİ ? YOKSA DÜŞÜNCE KİTABI MI ?

Mars ‘ta yaşam fikrinin bir kaç senedir gene alevlendiği dönemde ;ne zamandan beri okumak için yanıp tutuştuğum /beklediğim kitap: İthaki’nin Bilimkurgu Klasikleri serisi sayesinde benimle buluştu.Tabiki büyük beklentim var dı .Ama içerik hakkında süpriz bozanlara maruz kalmamak için fazla da kaşımadığım bir konu idi .

Kitaba geçmeden önce vermek istediğim bir kaç önbilgi var ve zaten bir kaçı kitabın ikişerli önsözlerinde belirtilmiş .Fazlasıyla ciddi bir din eğitime maruz kalmış yazar ve bu sürecin ürünü hem bilgili hem de inceden tepkisel olan noktalar hemen dikkat çekiyor.Masonik olduğunu düşündüğüm bir çok öğeler kitaba yerleştirilmiş.Sinema kültürümüz içinde aşina olduğumuz konular  aslında. Bu noktada bir an durup Bilim Kurgu’dan uzaklaştığını düşünebilirsiniz .Özellikle ana karakterimizin hal ve tavırları fantastik bir canlı ile mi karşı karşıyayız dedirtiyor .

Bir dönem kitabın hatırı sayılır kelime sayısı çıkarılarak iğdiş edilmesi şaşırtıcı olmamakla beraber; sonrasında orjinal metinde basılması ve bu süreçte Virginia Heinlein ‘ın cevval tavrı takdire değer.Kitabın sonunda Neil Gaiman ‘ın son sözünde geçen bir kaç cümle; aslında bu kesilmiş kısaltılmış metinin de okunması gerektiği fikrini  canlandırdı bende .

Kitabın geçtiği evrene baktığımda; klasik hava taşıtları ,kendi kendine giden taksiler ,kayan yazı formunda gazeteler ,üç boyutlu televizyon ,görüntülü telefonların olduğu bir dünya ve tabiki de Mars’a gidiş gelişler hayallerimizdeki gibi. En iddialı nokta Marslılar var.Onun dışında insan unsuru olan bir çok ayrıntı ; yönetme biçimleri ,hükümet- polis tavırları ,dinsel yaklaşımlar yazıldığı dönemin ve günümüzdekinin aynısı .İşte bu noktada toplum,sistem,inanç hicivleri yerleşebiliyor .Bu kaçınılmaz çünkü tekrar aynı noktaya geliyorum İncil Kuşağı döneminin ürünleri .

Konudan bahsedeyim :Mars’a bir ekip gönderiliyor .Bu ekip  teknik bilgi konusunda çeşitli ve fazla donanımlarından oluşmuş seçilmiş kişilerden oluşuyor .Karı koca şeklinde eşleşmeleri de ayrı bir ayrıntı .Ama neden gereklilik gibi bir algı oluşturduğunu anlamış değilim .Mars’a gidiyorlar ve geri gelmiyorlar .Yıllar sonra bir başka proje ve ekiple tekrar Mars’a gidiliyor .Büyük bir keşifle geri dönülüyor .Marslılar tarafından büyütülmüş; onların kültürünü ve dilini benimsemiş bir insanoğlu .Tabiki size Ormanın Kitabı filminde hayvanlar tarafından büyütülen ve günümüz kültüründen dillerinden bir haber genci anımsatabilir .Zaten Virginia Heinlein tavsiyesi ile bu kitaptan ilham alınarak yazılıyor.Filmini daha öncesinde izlediğim için karakteri okur olarak zihnimde şekillendirmeye yardımcı olduğunu söyleyebilirim .

Bu noktadan sonra oluşan olayların tahmini zor değil .Birçok diplomatik önlem ,gezegenler arası biyolojik uyum süreci derken; kibarca tutsak edilen bir Marslı var .Hükümeti dürtmeyi seven bir gazeteci ,onun sevgilisi olan ve Marslının tutulduğu kattan sorumlu bir hemşire ve sonrasında olaylara dahil olmuş avukat ve daha sonra hikayeye eklenecek olanlar .

Biraz Yaban diyarlara düşmüş Marslı’dan bahsedersek kendisi yüzde yüz insan ürünü olmasına rağmen Mars kültür ve teknolojisi ile beden ve ruh potansiyelini maksimuma çıkarmış bir organizma .Sanki  Legion ,Dr Manhattan,Dr Strange karması bir figür oluşturuyor .Okurken insanlığından şüphe ettiriyor ve genomuna mars geni karıştı mı acaba diye düşünürken; müritlerinin de benzer davranışlara başlaması bu düşünceyi benden aldı .

Valentine  Michael Smith isimli bu Mars insanı ile zamanla samimiyet arttıkça Mike diye bahsetmeye başlıyoruz.Aslında bu karakter gelişim sürecinin de bir özeti .Yabancı olarak geliyor ;zamanla ,Dünyanın ekmeğini yedikçe ona özgü bir çok şey değişmeye başlıyor .Kitabı çepeçevre saran insanların Mike algısı ile o kadar şekilleniyor ki onun gelişimi .Bu insanları bir arada tutan duygunun somutlaşmış haline dönüşüyor :O da Masumiyet .Mike dünyaya yabancı ve groklamaya çalışırken bizde ona yabancıyız ve onu anlamaya çalışıyoruz.

Mike ‘dan ufakça bahsettikten sonra Marslılardan da bahsetmek istiyorum. Bir uygarlık kurulmuş kendilerine ait bir dili de var ama nedir neye benzer konusuda bir fikir oluşturulmamış .Yaygın ve bizlere dayatılan; birazda mitolojik öğeler etkisinde kaldığımız Marslıların savaşçı ruhunun etkisi Mike ‘ın üzerinde gözükmemekle birlikte ;Marsça’nın içinde Savaş kelimesinin karşılığının olmaması vurgusuyla da barışçıl bir gezegen olduğunu söyleyebilirim .(İsteseler Dünyalar Savaşındaki gibi insanlığı un ufak edebilirler.)

Mike ‘ın karakter gelişimini takip ederken; toplum inançlar ve kurumlar hiciv eleğinden geçerken; süreçte kullanılan esprili dil hakkaten gülümsetip düşündüren cinsten.Bu noktada Sanırım Avukat Jubal ‘den bahsetmem gerekiyor .Mike ‘ı bir kenara koysam ben Jubal ‘i çizdiği tavrı o kadar çok sevdim ki .Bilge ve babacan tavrı yanı sıra; geniş bakış açısı ve soğuk kanlılığını koruyabilmesi onu önemli bir noktaya taşıyor .Bu kitabın çok özel noktasında ve  yazarın düşüncelerini ifade eden bir araç konumunda olduğunu düşünüyorum.

Sonuçta Tanrı ,yaratılış ve bir çok dini olaydan bahsederken ne kadar yumuşak üslup kullansanız bile; bu yaptığı etkiyi çok da yumuşatmaya biliyor.Birçok kutsal kitaba yaptığı göndermeler /değinmeler ; (bunun içerisine Kurani Kerimi de katabilirim ve çoğunlukla Eski ahit )yazarın konuya fazlasıyla hakim olduğu ve sunduğu düşüncelerin içi boş olmadığını hissettiriyor .Bu tavrın çok irdelenme sonucu  kaynaklandığını düşünsemde; acaba dedirtebilir.Akış içerisinde yormadan ve konudan uzaklaştırmadan yerleşmiş düşünce zerreleri zihnin çarkını çevirmeye yetiyor.

Kitapta geçen aykırı olarak nitelendirilebilecek bir nokta sekse bakış açısı .Üreme dışında, bu bedensel aktivitenin bireyler arasında bağ oluşturduğu yadsınamaz bir gerçek.Ama kıskançlık duygusunun ötelendiği ve toplu sekse dönüşen ritüeller döneminde hoş karşılanmamış olabilir .Bu noktada bile bu kitabı bilimkurguya sürükleyebilir .Ama şunun biliyoruz ki Mike ‘ın kurduğu bu topluluk yazar tarafından tasarlanırken tabi ki birçok bu tarz topluluklardan esinlendi ve sonrasında da geriden gelenlere ilham oldu .Bu insanların  gerçeği bilip absürt olana inanma ihtiyacından kaynaklandığı da bir kenara iliştirilmiş durumda .

Su kardeşliği ve su elementinin kullanılması güzel bir ayrıntı .Masaru Emoto -Suyun Gizli Mesajı kitabı şu sıralar gündemime giren ve beni çağıran kitaplardan biri .O kitabı okuduktan sonra özellikle bu su elementinin gücü üzerine bir yazı yazmayı da düşünüyorum .

Kitabın sonlarına doğru Marsça ile ilgili hazırlanan Marsçadan Marsçaya sözlüğünün sanırım yüzde 90 ‘ını kaplayacak sözcüğe gelelim :Groklamak .Sözcüğü söylerken çizgi romanlardaki efektleri anımsattı bana .Anlamını groklamak oldukça zor ve derin mevzu .Bir çok fiili içerisinde tutan bir fiil .Kitabın şifresi diyebilirim .Altından yıllar sonra bambaşka bir şey çıksa şaşırtmaz beni .

Kitabın sonu korktuğum ama çok acıtmayan beklediğimden yumuşak bir şekilde biten bir sondu .Belkide bağlanabilecek en uygun son diyebilirim .Bu noktada Mike ‘ın İsa Mesih göndermesi fikri fazlasıyla zihnimde oturdu .Bunun dışında herhangi bir olasılık ,hikaye bütünlüğünde eğreti dururdu .

İyiki kitabı beklemişim ve okumuşum .Biraz yoğun bir dönemime geldi ve okuması uzun sürdü ama hiçbir zaman ilgimi kaybetmeme fırsat tanımadı . Bir gece okunup sabahına takdir edilecek bir kitapta değil .Gurme edebiyat listesinde yerini aldı .Tavsiye etmek isterim ama konu alanı özel olduğu için Bilim Kurgu severlere seslenip kesinlikle okumaları gerektiği düşüncesindeyim .Umarım bu kadar dağınık düşünce silsilesinden sonra yararlı bir yazı olmuştur . Lütfen yorumlarınızı benden esirgemeyiniz .Okuduğunuz zaman ayırdığınız için binlerce teşekkürler .

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *