KADINLAR ÜLKESİ -CHARLOTTE PERKINS GILMAN

December 4, 2018

KADINLAR ÜLKESİ -CHARLOTTE PERKINS GILMAN

BÖYLE BİR BİYOLOJİ MÜMKÜN MÜ ?

Kitabın ilk sayfasında yazarla ilgili; döneminin öncüsü feminist ,aktivist sosyologlardan biri olduğunu okuyoruz.Bu üçü bir arada karışımın ortaya çıkardığı zihnin ürünü olan bir ütopya ile karşı karşıyayız .

Üç genç üç farklı uzmanlık alanı ve karakter bir olup,biraz merak ,biraz macera duygusu ,biraz  da kendilerini kanıtlamak için ;gidenlerin gelmediği efsanevi Kadınlar ülkesine gitmek isterler .Kitabın ilk bölümlerinde üçünün kendi aralarında yürüttüğü tahminlerden ;bildiğimiz anlamda bir amazon kabilesi olmayacağını tahmin edebiliyoruz.Anlatıcı, iki farklı ucu temsil eden arkadaşlarına rağmen; hep orta yolu tercih eden ,iyi gözlemleyen bir sosyolog .

Ülkeye ve içindekilere gelirsek : Vahşi hayvanların olmadığı ,ehlileştirilmiş kedi ve bol kuşların olduğu bir tarım ülkesi .Doğal sınırları sayesinde de dış ortamdan fazlasıyla izole edilmiş; kendine ait kültürü ve dili olan kapalı bir toplum.Kadınlara mal edilen bir çok olumsuz özellikten sıyrılmış ,kadınlıklarını unutmuş ama barış ve huzuru yaşayan kendilerine has dinleri ve ahlakları olan bir topluluk.Normal medeniyetle kendi medeniyetleri devamlı kıyaslanıp ,verilmesi gereken mesajlar ustaca işleniyor .

Kesinlikle erkek yok.Her yaştan kadın var .Doğan bebekler de kız çocuğu olarak doğuyor .Eğitimleri çok önemli ve kollektif bir annelik söz konusu .Erkek olmadan nasıl böyle bir medeniyet kurulur ve nasıl nüfus kontrol altına alınır.Bu noktada işin bilim kökenli kurgu kısmı devreye giriyor ve yazara geniş olanaklar sunuyor .O ne derse biz tabi ki sorgulamadan kabul de; böyle bir biyoloji mümkün mü?

Sorunun bilimsel cevabına geçmeden önce yazarın yaşadığı dönemin Charles Darwin’in ve Evrim furyasının en populer dönemine denk geldiğini belirtmek isterim .(Okurken ister istemez etkilendi mi acaba dedirtti ve hemen yaşadığı zaman aralıklarına  baktım . İletişim yayınlarının kronoloji eki sanırım bu kitapta harika ötesi dururdu .Belki bir İthaki Yayın Editörü okur ve görür diye şuraya koyayım.)

Kitapta genel olarak vermeye çalışılan biyolojik mesaj :Kullanılan organ gelişir ,mükemmelleşir ;kullanılmayan organ ise körelir zamanla da yok olur üzerine .Bu topluluk bin yıllar boyunca erkek namına hiçbir varlıkla karşılaşmamış .Hal böyle olunca biyolojik olarak  da bir başkalaşım içine girmiş .Düşünce yoluyla hamile kalan bir topluluk .Peki erkek nüfus olmadan bu durum mümkün mü ?

Uzun bir süredir Y kromozomunun aslında kısalmış bir X kromozomu olduğu ve gitgide kısalmanın devam edeceği ;bunun sonucunda erkek nüfusun azalıp yok olacağı bilgisine sahibiz.Hatta son zamanlarda doğum istatistikleri incelendiğinde bu durum doğrulanır nitelikte .Akla ilk gelen senaryo nüfusun gitgide kadına dönüşmesi ve sonra eşeyli üreme olmadığından azalması ve son .

Evrenin sırrını çözmektense sürece müdahale etmeyi seçen bilim adamlarından, geçenlerde sağlam bir atak geldi .


Çin bilim akademisi iki anne fareden yavru meydana getirdiler

Oluşan yavrular sağlıklı geliştiler ve sonrasında kendi yavrularına da sahip oldular.Kök hücre teknolojisi kullanılarak yarım kromozom sağlanıp sağlıklı yumurtaya aktarılarak yeni nesil döllenme sağlanıyor ve ortaya iki farklı DNA ile çeşitlendirilmiş yavru çıkıyor .Bu noktada klonlamadan ayrıştığını belirtmek isterim .Sadece bu işlem yeterli mi ? Genetik uyum sağlamak için gen düzenleme teknolojisi ile uygun genetik kodlar siliniyor.Tabiki ne kadar zahmetli bir iş olduğunu söylemeye gerek yok .Aynı teknoloji iki erkek üzerinde denendiğinde sürecin daha karmaşık olduğu söyleniyor.

Evet doğada eşeysiz üreyen canlılar var.Onun dışında partenogenez mekanizmasıyla eşeyli üreme potansiyeli olsa da teknik olarak eşeysiz üreyen canlılar var. Ancak memelilerde böyle bir durum söz konusu değildi.Ama ilerleyen teknoloji ile birlikte ortaya çıkan bu son gelişme bu duruma yeşil ışık yakıyor .

Burada verdiğim bilgi biraz internetten bakınıp öğrendiğim kısmı ile sınırlı ve daha çok duyumlar alırız .Bu durumdan bahsetme nedenim bilim kurgu okumamın nedenlerinden biridir de aslında .Öğrencilerim bilir derslerimde konuların arasına sıkıştırdığım birçok bilim kurgu kitabı var .Geleceği gören kitaplar okudukça hayretimle birlikte hayranlığımda uyanıyor ve daha çok okumak istiyorum .

Yazar tabi ki hayalini kurduğu erkeksiz bir toplumun oluşumunun biyolojik temelini farklı bir bakış açısı ile sunsa da ( o dönem bu bilgiyi hayal etmesi mümkün değil )İlerleyen dönemlerde kitabın  farklı konuma gelebileceğini düşünüyorum .Ve eğer o günler gelirse başımıza hayalindeki gibi olumlu bir dünyanın olmasını ümit ediyorum .

Yazımı okuduğunuz için Teşekkür Ederim …

2 thoughts on “KADINLAR ÜLKESİ -CHARLOTTE PERKINS GILMAN

  1. Kitap, ismiyle bende bir ilgi uyandırmamıştı fakat sizin yorumuz merakımı celbetti ve okudukça anladım ki farklı ve ufuk açıcı. Yakın zamanda edineceğim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *