SAKLI BAHÇELER HARİTASI -NERMİN YILDIRIM

February 27, 2019

SAKLI BAHÇELER HARİTASI -NERMİN YILDIRIM

AYNI YOLDA YÜRÜYEN İKİ KADIN …DERSİM’DEN GUERNICA’YA ….AUSCHWİTZ’DEN AŞKALEYE ….

Haydarpaşa yanıyor …

Çağdaşım yazarların;yaşadığım, iz bırakan ayrıntılardan dem vurup aynı anda ,aynı yere baktığımızı hissettirmesi …Gene bu kitabında geç kalmış olsam da sormadan edemiyorum . Nermincan sen şimdi nerdesin, ne kelam etmektesin ?Bir sonraki buluşmamızda aynı zamanda aynı yerde olabilecek miyiz ?

Dolu dolu ,doyurucu bir kitapla gene başbaşaym. Beni alıp götürmesini istediğim yazarlardan biri oldu Nermin Yıldırım . Yazara övgü  kısmını biraz merakta bırakmak istiyorum . Merak edin ki okuyun …

Roman bizi günümüz ve mektuplar aracılığıyla geçmişe taşıyan ikili bir zaman diliminde geçiyor . Cumhuriyetin 10. Yılı ile başlayan bu yolculuk; iki kadının ve zamanın tanıklığında gözlerimizin önüne seriliyor .Bir yanda Avrupa bir yanda çiçeği burnunda Türkiye .İkinci Dünya Savaşının öncesi ,sırası,sonrası diyelim .O dönem o kadar yoğun gündem varki her iki cephede .Dünyanın çivisi çıkmış dediğimiz şu günlerde yaşadığımız umutsuzluklar; o günlerden miras kalmış gibi .Huzur ne yurtta var ne cihanda .

Behiye Avrupa’da oluşan 2. Dünya savaşı’nın tüm yakıcılığını kocası ile birlikte ,mechul bir yazarın peşinden koştururken ;iliklerine kadar hissediyor .Kendisine yeni bir dünya kurma hayaliyle geldiği yeni dünyasında acıların ,külün ,tozun üzerine uçuyor .Verilen savaş öyle bitmez ki sadece kabuk değiştiriyor .

Suad ise Türkiye’nin nabzını tutuyor . Dersim olayı ,Varlık vergisi ,Çok Partili hayata geçiş,6-7 Eylül olayları…Çetrefilli bir sürecin ardından emeklemeye çalışan yeni toplum ,örselenmeye ayrışmaya devam ede dursun ;tüm bu sürecin Avrupa yangını ile paralel gelişmesi tesadüfün sapıttığını gösterir gibi .

Olan biten  karşılaştırılmalı bir şekilde birinci elden ; arkada işlenirken bir yandan Suad ve Behiye’nin dünyalarını geçmiş hesaplaşmalarını ve ruhsal buhranlarını da göreceğiz .Nerden mi ‘Geçmişten kalan /gelen /bırakılan mektuplardan .

Bu noktada editör Rıdvan devreye giriyor . Ailesini ve bir çok şeyi depremle kaybeden ve çok da sağlam sinirlere sahip olmayan editörümüz ,bir gün masasında bu mektupları buluyor .Böylece bu kısımları soluksuz bir polisiyeye bürünüyor .Okudukça ,devamını bekledikçe bir yandan kimin,ne amaçla bu mektupları ortaya döktüğünü merak ediyoruz . Zaman zaman Rıdvan empatinin dozunu o kadar çok kaçırıyor ki ;düşülen kuyuya kendisini de atıyor .

Ahh bir de Nermin Yıldırım’ın yazın dünyası ile ilgili Rıdvan açılımı ile bize hissettirdiği kirli çamaşırlar .Tabiki para dönen her çarkın olmazsa olmaz çomakları ,gözümüze gözümüze giriyor .

Her şey dağılıyor ve öyle bir toplanıyor ki bu hikayede ;Sonunu bekledim bekledim de böylesini düşünmedim .

Okumaktan ,cümlelerini o kadar keyif alıyorum ki .Yazdıkça kitabın keyfini kaçırmak istemiyorum .Özellikle Türk yazar okuma sancısı çeken okurlara tavsiye ediyorum .Neden kaçtığınızı, neye özlem duyduğunuzu bildiğim için …Yazımı okuduğunuz için Teşekkür ederim . Yorumlarınızda görüşelim …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *