ÖLÜLER DİYARI -JEAN CHRİSTOPHE GRANGE’

April 28, 2019

ÖLÜLER DİYARI -JEAN CHRİSTOPHE GRANGE’

TECAVÜZ TOHUMLARI BAŞKALDIRIRSA

Her okurun takıntılı olduğu bir ya da birden fazla yazar vardır .Kitabını dört gözle bekler ;çıkar çıkmaz alır ve gözü kapalı kendini teslim eder .Bende de takıntı boyutundadır Grangé.

Kurtlar imparatorluğu’nun Türkiyede fazlasıyla dikkat çekmesi vakti zamanında merak unsuru yaratmıştı . Ve 1. Dalga dediğim Muhteşem Dörtlü olan Kızıl Nehirler ,Leylekler Uçuşu ,Taş Meclisi (en ,en,en çok sevdiğim <3<3<3)ve Kurtlar İmparatorluğu kitaplarını almış ve her birine bir buçuk gün ayırıp totalde bir haftadan kısa bir sürede kitaplarla yaşamıştım .Tabiki öğrenci olduğum için odama kapanıp istediğim kadar okuma lüksüm vardı . Keşke daha çok okusaymışım bu da ayrı bir pişmanlık .

Grange’ beni inanılmaz heyecanlandırmıştı .İnanılmaz bir zeka ürünü olan soluksuz bir kurgu .Ülkeleri aşıp kıtaları devirirken şiddet ve cinsellik öğelerinin çekimi eşliğinde  mistik bir dünyaya adım atmıştım .Bu zekayı ,besleyen unsurlardan haberdardım ve bir bakıma şaşkınlığımı yumuşatıyordu . Eeee bu kadar mesleki altyapıya bu normal .

2. Dalga dediğim sonraki bir aşamada fazlasıyla dalgalandı Grangé.Siyah Kan ,Şeytan Yemini ,Sisle Gelen Yolcu gibi kitapları ile yine aklımı başımdan alırken Kaiken ,Koloni ve Ölü Ruhlar Ormanı kitapları ile ehhh biraz zorlama olmuş artık dedirtti .Buradaki kıstas ise 1. Dalga ‘ya yakınlık ve uzaklık ile ilgiliydi .Hayal gücü gene muazzamdı .

3. Dalga dediğim  kısım ise Lontano /Kongo’ya Ağıt ikilisi ile başladı  .İki kitap Kongo ile ilgili o kadar acayip farkındalık oluşturdu ki birden Kongo dramı ile yoğrulmaya başladım . Şuan bu dalganın devamı olan Ölüler Diyarı ile başbaşayım .Bu kitabın benim için güzel ve özel olan bir ayrıntısı ise artık yazarın benim için ete kemiğe bürünmüş olması .İmza günü karşılaştığım o yumuşak bakışlı insanın zihninden bütün bu külliyatın çıkması hayret ama olabilir duyguları ile zihnimde çarpışıyor .

Yaratıcı Yazarlık kurs eğitim sürecinin bana kattıkları ile artık okumalarıma daha farklı bir gözle bakıyorum .Aslında evet ilk etapta beni çeken tabiki kurgu ama Garangé bir yandan bilmediğimiz alternatif dünyaları çıplaklık aynası ile gözümüze tutup ,paralel evren gerçekliğinin aslında aynı evren oluşumu içinde olabileceğini hissettiriyor .Muazzam mekan tasvirleri ,olay örgüleri ve soluksuz geçişler ;bitmeyen gerilim ve kuşku …Son olarakta zihne kıymık gibi batan karakterler .

Yazar ile ilgili söylenecek çok şey var ama burada bir virgül koyalım . Kitaptan bahsedeyim .

Öncelikle kapakla ilgili eleştiri ile başlamak istiyorum .Kapakta sansür uygulaması olmuş .Çünkü başka memleketlerde alternatifini gördüm ve üzüldüm .Bir kere madem sansür yapılacak hakkını verin .Sakındığınız neyse bu kitabı okuyan kişi zaten bu durumları hazmeden kişidir . Okumayan rafta orda burda görecek kişilerden sakladıysanız ;kolların bu şekilde bağlı olması zaten yeterince tedirgin edici .Orjinal olarak gördüğüm kapak kitabın konusu ve ruhunu birebir yansıttığı için bence kalmalıydı . Affedersiniz ama bizler kıç baş görmeye alıştık artık .Tabiki bu benim önyargılı bir yorumum .Yayınevi belkide çok önemsemedi .Ama geçicez o işleri .

Freud sağolsun seks ve şiddetin her zaman parsayı toplayacağını bize müjdelemişti .Her çağda var olduğunu bildiğimiz bu iki eğilimin hibrit versiyonları artık daha gözümüzün içinde .Daha popüler kültüre entegre .Olay bir  dizi striptizci cinayeti görüntüsüyle başlasa bile tabiki alt yapıda bir çok dudak uçuklatan ayrıntı var .Şu an Türkiye LGBT konularına takık yaşarken aslında bambaşka bir trend yükseliyor .

Sadist -Mazoşist ilişkiler üzerine çok acayip ve kaçınılmaz bir dünyayı önüme serdi .Porno sektörü literatürüne giriş yaptım neredeyse .Bu evreni kapalı kapılar ardında düşlemeyin . Gizli tarikat kafası işlerde değil . Baya sosyal medya içinde filizlenen bir akım .Grangé her ne kadar kabul etmesede toplumsal değişimlerin habercisi gibi .

Ve bir de Goya var .Kırmızı serisi ile ilgili internetten araştırma yapmak istedim .Gördüğüm fotoğraflar ,o seridense ben pek bir şey anlamadım ve yazarın bahsettiği tablo tasvirleri ile paralellik kuramadım .Bu konuda erişimimiz mi kısıtlı ;Madrid’e gitmek mi lazım bilemedim ama en kısa zamanda Goya ile ilgili bir iki kitap karıştırmam gerekecek .Grangé medus operandi seçimlerini sanatsal tarihi ve mistik alanlardan seçmeye bayılır . Burda kendi halinde ressam olarak düşündüğüm Goya ‘nın diğer yüzünü bana göstermiş oldu .

Bu kitapta da katilin kim olduğundan daha çok neden bu kin ,bu öfke ve bu kadar plan sorunsalı ön plandaydı .Başından beri ruhi bir psikopatlık  gibi gelsede aslında tüm bu ölümler bir intikam ve aile dramı .

Kitabın sonlarına doğru baskın olan fikir ; sosyal hizmetlerin elinde hayata savrulan bireylerin hayatlarının sefaleti bir yana içsel çatışmalarının büyük bir karadelik olduğu .Tecavüz sonucu sevgi ile atılmamış tohum olan bireylerin daha farklı bir hayata duydukları özlem acayip vurucuydu .

Kitabın devamı çıkacak dediler ama net bir bilgim yok ;bence gerekte yok .Yazı karşıladığımız şu günlerde sabahlayıp gerile gerile okunacak bir roman .Ben tabiki koşuşturma içinde okurken beynimin arayüzünde devamlı döndü kitap .Özellikle Londra -Paris geçişi nasıl özendim nasıl nasıl nasıl!!!! Plaj kıyılarına tavsiye etmiyorum .İçeriğindeki cinsel tercihleri de saygı duyma parantezi içerisinde korkutucu buluyorum .Bu konuda tek karın ağrım populer kültürle olağan hale gelmesi .Hadi komplo teorisi kasayım dersem :Bütün bunları bilmemizin  bu kadar ortaya dökülmesinin elbet bir sebebi var ….


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *