ESİRGEYEN GÖKYÜZÜ -PAUL BOWLES

September 21, 2019

ESİRGEYEN GÖKYÜZÜ -PAUL BOWLES

’ ÇÖLDE ÇAY ‘BİLİRSİNİZ …ASLINDA ÇÖLDE YİTEN RUHLAR

90 yapımı Bernardo Bertolucci’nin yönettiği muazzam görsellik ve olay örgüsüyle sunulan ;Teoman’ın oyuncular senle biziz dediği ,akıldan çıkmayan enfes sahnelerle bezeli bir yitiş öyküsü .

Kendisi de gezgin bir ruh olan yazar 2. Dünya savaşı sonrası Fas ‘ta yaşadığı yıllarda kaleme aldığı ilk romanı ile bize gözlemlerini ve belkide yaşanmışlıkları sunuyor .

Kitabı okumak istememdeki en büyük etken tabiki film .Ama bir o kadar etkili olan ise Akdeniz ikliminin değdiği hikayeleri seviyor olmam .Şimdilik çözümleyemediğim ; yerli yabancı hangi kitap  olursa olsun zihnimde canlanan dünya atmosferi bana ayrıca pozitif enerji veriyor .Bu duyguyu yaşatan kitapları ‘Akdeniz Kitaplığı ‘ şeklinde bir kategoride ele almayı düşünüyorum .

Konumuza dönelim : Olayların geçtiği dönem ve yer ;2. Dünya savaşı sonrasında Kuzey Afrika .Osmanlı egemenliğinden çıkmış ,hem kültürel anlamda hem de diğer konularda talan edilmiş bir dünya .Kahramanlarımız turist  değilde gezgin oldukları için en yanlış zamanda en yanlış ruh halleri ile bu coğrafyanın adını sanını bilmediğim şehirlerinde yol alıyorlar .Ne akla hizmet diye sitem etsemde o dönem çok popüler bir turizm sektörü olduğu ortada .Batının bu rutin sıkıcı hayattan kaçıp ,egzotik dünyalarda belasını da mevlasını da bulma sevdası daha çok roman ve öyküye konu olur .

Port ve Kit  çoktan cicim aylarını aşmış tükenme kıyısında olan evli çift . Aralarındaki mesafe aynı yatağı paylaşmamak kadar basit ve  yüzeysel değil . Bütün bu çatırtıları çöldeki zalim koşulların düzelteceğini düşünürken işleri daha karmaşıklaştırdığı ortada . Birde bu ölüm döşeğindeki evliliğin tepesine tünemiş yancı akbaba arkadaşları Tunner var . Bu üçlü ve gezilerinde devamlı karşılarına çıkan anne -oğul Fas’tan yola çıkarlar .

Kitapta kimi zaman Port ,kimi zaman Kit sonlara doğru Tunner POV karakter olarak olayların akışını sunuyorlar .Bahsetmek istediğim birincil bakıştan daha çok Taht oyunlarında servis edilen olayların odağında olup tanrısal bakış açısıyla baktığımız içsel ve dışsal dünyaları ile ilgili bilgi edindiğimiz anlatım biçimi .Bu noktada hem ilişki durumlarının içindeki uçurumları hemde bakış açılarını analiz etme şansımız oluyor .

Kendi içlerinde ve zorlu ortam koşullarında debelenirken ;sizin daha burada ne işiniz var ,dönün evinize dedirten durumlar yaşanıyor .O kadar kayıp olmuşlar ki bu ihtimal tartışma konusu bile değil .Başlangıçta her şey bir keşif duygusu ile ilerlerken Port ‘un pasaportunun çalınmasıyla freni patlarcasına sona doğru gidiyor .

Çölde çay ismi  çöldeki yokluğun; uçsuz bucaksız kumlar arasından sızan, belli belirsiz bir akarsu imgesi  ile sunulduğunu düşündürmüştü.Fakat okuduğum zaman benim bu romantik düşüncem yerine Bowles ‘in yerel bir hikaye üzerinden dile getirildiği bir susuzluk olduğunu ve aslında tüm hikayenin temeline hitap ettiğini farkettim .

Yakın zamanda yine aynı tad ve ruha sahip izlemiş okuduğum iki filmin kitabını da okumak isterim . Benzer duygudaysak bunlardan biri İngiliz hasta diğeri ise Yüzbaşı Corelli!nin mandolini .Çok yoğun duygularla dolduğum anlatmakta zorlandığım kitaplar olacaklarını hissediyorum . Film veya kitapları okursanız yorum /tavsiye/bilgi göndermeyi unutmayın .

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *