GÜNDEMİMDEKİ KONULAR :

October 30, 2019

GÜNDEMİMDEKİ KONULAR :

NEREYE GİDER BU ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATI ?

Şu sıralar zihnim fazlasıyla NANOWRİMO etkinliği ile dolu ve bir sürü geçici meseleler ile … 

Yazar olmak , roman yazmak  benim için lüks zaman etkinlikleri . Şu satırları yazarken bile tepemde kızlardan biri ilgi çekmek için elinden geleni ardına koymuyor . 

Fırsat bulduğum her  anımı değerlendirmeye çalışıyorum . Bunlardan bir tanesi de koşu bandında geçirdiğim 1 saat + 10 dk ‘lık zaman dilimi . Peki ne yapıyorum bu süreçte? Podcast dinliyorum .  Kendi anadilimde ne yapılmış ne edilmiş onu ayıklıyorum . Edebiyat ve kitaplarla ilgili sesli kitap çalışmaları vs var . Tamam güzel ama neden kısa kısa dk’lara ayrılmış ?

 Sonra var mı bir booktuber olayı diye bakıyorum . Satır Arası isimli bir youtube kanalı ile karşılaşıyorum . Biri Ankara’dan diğeri Adana’dan diğerleri tam olarak hangi yerden çözemediğim abiler  seçtikleri kitap hakkında konuşuyorlar .Nerden baksan ortalama 2 saat civarı süren bir konuşma .Resmen yürüyüş arkadaşlarım oldular diyebilirim .

Sonraki günlerde bu yürüme arkadaşlarıma yeni eklemeler yaptım .Mesela bugün İnci Aral , Hakan Bıçakçı , Müge İplikçi , Doğu Yücel ve ismini bilmediğim iki sunucu arkadaşta katıldı . 

İnci Aral ‘ın Mor kitabını ünide bir arkadaştan almıştım ve ne yazık ki okumam yarım kalmıştı . Emanet kitapta okuma o kadar oluyordu o zamanlar ve zihnimde tamamlanmamış kalıcı iz bırakmış kitaplardan  biri olarak yer aldı . Ve şu an diyorum ki kendi kendime neden İnci Aral okumaktan kaçtın ? Bir dünya kitap alıyorsun neden ? Bu gün bu sorunun cevabının netleştiğini gördüm . Çünkü ben İnci Aral’ı aslında tanımıyorum yine tanımadığım bir çok Türk yazarı gibi . 

Zaten Türk yazarları okuma serüvenime yakın zamanda başlamışım . Gündemimin gerisinde kaldıkça kaldı . Geç olsun güç olmasın diyerek onu da okunacaklar listeme aldım . Bu arada hiç Müge İplikçi okumadan onun yaptığı programın müptelası olduğumu da söyleyeyim . Hadi onu da okunacaklar listesine aldım . 

Sonra gelelim iki genco isme . Biri Hakan Bıçakçı diğeri Doğu Yücel . Hakan Bıçakçı’nın bir çok söyleşisini izlemiş olmama rağmen hala bir kitabını okumuşluğum yok . En son yazdığı kitaba elim gitti gitti,  geldi . Pişman olacağımı bile bile hemde . Çıldırtan bir mütevaziliği naif bir sohbeti var . Tabi ki onu da aldım listeme . Benim listeler hiç bitmez zaten . 

Şimdi aslında bu yazıyı yazma nedenime gelelim : Doğu Yücel . 

Bence adam yakışıklı 🙂 Daha fena bir şey var . O da biliyor ohoooo ohoooohoooo . Tamam bu ayrıntıyıda geçtikten sonra en son kitabını okuduğumu söyleyeyim .  Ya Utku Lomlu enfes bir iş çıkarmış . Keşke Can Yayınları kitabımı bassa kapağını da o yapsa . Allah’ım duy sesimi . Bir yandan Doğu Yücel okumak istiyorum diğer yandan da bu kapağın çekimine kapılıyorum ; derken at sepete ve anında oku oldu bende . 

Şimdi yeri gelmişken sağlam önyargımın  günah çıkarma seansına geçeyim . Doğu Yücel’in Kimdir Bu Mitat Karaman  isimli kitabını okuyan bir arkadaşın yaptığı yoruma hönkürmesine şahit olmuştum . ’Çıks çıks çıks oldu mu şimdi bu yakuşuklu ?’  dedim içimden . Zihnimdeki yazar imgesi buna salık vermiyordu . Ama biraz işin içine girince o kadar hak verdim ki . Zaten zahmetli olan doğum sancıları çeker gibi üretilen her kelimenin kıymetini bilinmesini isterken , eleştirilecek milyonlarca şey varken kıl tüye takılan okura neler denmez.  Ben şahsen içimden ana avrat mode alıp dışarıdan Allah razı olsun abya ,abyi tarzını takınacak olsam da ; tabi ki herkesin yolu başka . 

Evet son kitaba gelelim . Okurken beğendiğim hikayelerin kenarına yıldızlar koyarken; bir yandan da yazara kıza kıza devam ettim . Ukala mı  acaba ? Okura mı güvenmiyor ? Tamam tamam anladım sen bunu anlatmaya çalıştın ama neden bu altyazı . İşte o kadarı çözümsüz yorumsuz kaldı zihnimde . Sonra bir baktım ki daha öncesinde yazdığı hikayeleri derlemiş yeniden yazmış,ek hikaye vs ohoowww bu ne yav  dedim içimden . Kolaya mı kaçtın yoksa sen ? 

Velhasıl yorum yapmaya bile layık görmeyip( ki kendimce ceza verdim )Goodreads ‘de 3 tane yıldızı koydum . Al sana 😀 Halbuki aslında yanlış yaptım . Neden mi? İki sebebim var . İlki şu Fantastik ve Bilimkurgu edebiyatında kaç tane Türk yazarı var ki bu kadar insana ulaşsın . Bir diğeri de kitabı okuyup kenara koymuş olsamda ; üstüne kaç kitap devirmiş olsamda zihnimde kalıcı sahneler, düşünceler bıraktı . Ki bu kadar çok kitap okunan biz zihinde bu paha biçilmez bir durum .  Dedim ki tamam . Sen bir kere daha okunmayı hak ediyorsun . Tabi ki (ne kadar çok kullandım bu kelimeyi . Yazımın popstar kelimesi olsun) listeme ekledim . 

Türk edebiyatı nereye gidiyor kısmına gelirsek : Sancılar çok fazla ve herkes kendine göre bir yol tutturmuş durumda . Kuyruklara basılmadan ağır aksak ilerliyoruz . Artık siyasi ,politik ,coğrafi sancıların biraz daha arkada ama işlenmeye devam ettiği ; güncel teknolojik gelişmelerin biçimlendirdiği daha özneye yönelik bir edebiyata evriliyoruz . Bu kadar genç kanın aktığı  satırlardan bir akım doğsa da şahit olsam hatta parçası olsam diyorum . Neyse bu kadar iç dökme yeter . Günah çıkarma da . Bu kadar satır yazmama rağmen 800 kelime bile olmamış ,bir ayda 50 .000 hedefi olan bir etkinliğe katılacağım ve tıkanma korkumu iliklerime kadar yaşıyorum . Bu korkuyu her zaman yaşayan ve ortaya yeni bir şeyler dökmek için zihnini paralayan yazarların emeklerine sağlık diyorum . Bu edebiyatı muasır medeniyetler seviyesine hep beraber çıkaracağız .

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *