SARIYAZ -MAHİR ÜNSAL ERİŞ

November 7, 2019

SARIYAZ -MAHİR ÜNSAL ERİŞ

ASLINDA DÜNYA YOK !!!

Belli belirsiz bir korku şehrin tüm sokaklarını dolaşıyor , pazaryerlerinde, altın günlerinde , garaj kahvelerinde , vardiya çıkışlarında , servis otobüslerindeyse hep şehri örten kirli sarı kubbe konuşuluyordu .Bir felaket bekleniyordu . Ne tatlıdır felaket beklemek . Çok gülündü mü başa bir iş gelecek diye endişe etmek ne serin ,ne leziz bir korkudur . Çünkü insan neşeli bir pikniğin dönüşünde mahallede yangın görmeyi sever ; bir yandan evsiz kalan komşuları paylaşmaya uğraşırken içten içe başına gelmediği için sevinir öbür yandan .Kendi başına gelmeyen felaket ne güzeldir .Can çekişen birini izlerken insan yaşadığı korkunç üzüntüyü büyütür büyüttükçe , ölenin kendisi olmadığından duyduğu sevinç görünmesin diye .Başkasının helakı hayatta olmaya kıymet katar , anlatılacak ömürlük bir tecrübe katar , şükür katar . 

Böylece bütün şehir aniden beliren bu alelacayip alametin ardından büyükçe bir felaket beklemeye koyuldu . İnsanı karanlığı çağıran bir yanı vardır . Bu yan başkasının felaketinden şükür çıkaran zalimliğin hemen komşusudur . Bir insan , iki insan , üç-beş kişilik bir arkadaş grubu olduğunda bu karanlık ancak korkulu bir bekleyişin hayata bağlayan heyecanı olarak kalır . Ama bir şehir dolusu insan o karanlığı çağırıyorsa durmaz gelir . Geldi de
SARI: 26

Koca bir yaz her yerde kitabı gör alma . Gel bu mevsimde oku olacak şey mi demiştim;okumadan önce . Kapaktaki karpuz gençlik dizisi tadında gelecekti hissediyordum . O kadar paylaşım yapanı görüpte nasıl sürprizbozan yurtmadım  hayretler içindeyim . 

Arka kapak yazısında belirttiği için gönül rahatlığıyla söyleyebilirim , depremi öngören bir yazarımız var . Şaka şaka …Ama okurken daha önceki depremleri ve sonrası durumları bildiğim için bu sarı hava durumunun depremle bir ilişkisi gerçekten de olabilir mi dedim 🙂 Kesin sülfür bir kırık ağzından fırt fırt fırtlıyordur . Tabiki mevzu öyle değilmiş . Bunlar benim okurkenki kurmacalarım .  

Yazarın en çok Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde kitabını okumak istesemde sanırım onu külliyatın en sonuna bırakacağım . Daha öncesinde Öbürküler isimli kitabını okuyup sadece kurguya takılı kalmıştım . Meğersem Mahir Ünsal biçim olarak da sağlam iş çıkarmış . Bunun ayrıntısını da yazarlık atölyesinde Muradiye Aslı Hocamdan öğrendim . Üzüldüm . Nasıl olurda ben bunu fark edemedim diye .  Neyse ki üçleme olacak bir kitapmış . Bir tekrar daha alırım . Velhasıl bu tecrübeden yola çıkarak bundan sonraki kitapların altında bir şeyler arayarak okumaya karar verdim .Bakalım ne sürprizlerle karşılaşacaktım . 

8 Hikayeden oluşan aynı zaman diliminde, aynı mekanda ,odak noktası aynı olan hikayeler …

Sanki dar alan izlenirmi versede mekansız ve zamansız . Kendi hayat döngünüzde buradaki olaylar ve karakterlere denk insanları koyabiliyorsunuz .Alıntıda bahsettiğim durumda bizim için geçerli .

Normalde öykü yerine roman okumayı tercih ediyorum bunu sıklıkla dile getirmemin sebebi birazdan söyleyeceğimi düşünen insanların çok olması . Bunun verdiği özgüvenle kesiyorum ahkamımı . Öyküleri yazmanın ne kadar zor olduğunu düşündükçe haksızlık ettiğimi de düşünüyorum . Kaç kere keşke bu öykü burda bitmese uzasada roman olsa seri olsa dediğimde oluyor . Tam mevzuya girmişken zınk diye bitmesine tahammul edemiyorum .Bazende mevzuya giremeyecek kadar dışında kalıyorum .

Fakat bu öykülerde bu dediklerimi yaşamadım . Yakın zamanda Sabahattin Ali’nin ve Füruzan’ın öykü kitaplarını okumuştum . Aynı durum onlar içinde geçerli . Kitaplardan ayrılırken üzüldüğümü hatırlıyorum . İyiydik böyle sıradaki hikaye kimin için gelsin …:) 

Yalın anlatım yanı sıra kelime dağarcığıma kattığım kelimeler ,satır aralarından verilen mesajlar ,betimleme ve tasvirlerle ben romanın içinde bir yerlerde olayları izliyordum .Kütüğün üzerinde süt içiyor ,Cimi Cengiz’in gitar sesini dinliyor ,Demokrat gazetenin makalesini okuyor ,hediye paketine sarılmış bir sürü eşya açıyor ,kafesin içindeyken gülüşmeleri duyuyor ,devre panelinin dibinde minicik gözlerle birazdan olacakları izliyor ,göç etmeden önce son kez hastane duvarına tünüyor ,namludan dönüşü olmayacak şekilde çıkıyorum .

Durumlar bundan ibaret … birde Kara Yarısı var …bakalım beni daha neler bekliyor . 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *