VULCAN’IN ÇEKİCİ -PHILIP K. DİCK

April 29, 2020

VULCAN’IN ÇEKİCİ -PHILIP K. DİCK

YAPAY ÜST AKIL DALGASI

Distopik bir kurgunun içindeyim . İlk başlarda 1884 esintisi mi var diye düşünürken aslında mevzunun bambaşka bir yöne kayması beni mest etti . Zihnimdeki düşünceleri çok dağıtmadan ifade edeyim bakalım . 

Yazarın 1960 yılında yayımladığı roman 90’lı yıllara dikkat çekiyor ve bunu okulda işlenen bir ders esnasında netliğe kavuşturuyor . İnsanlık ,  zırt pırt ortaya çıkan ve bol miktarda radyasyon içeren savaşlarından  yılmış kendine bir çıkış arıyor .Cenevre’de yapılan anlaşma neticesinde artık bambaşka bir düzenin adımları atılıyor . 

Bu düzen içerisinde tabiki globalleşme var . Herkes savaşmak için baltaları ve nedenleri gömmüş .Yoğun bir gözetim ve psikolojik denetim var .  Düzenli bir ikna yöntemine başvurulmuş . Suçlu olmak akıl hastası olmak ithamını içeriyor .Yönetim kısmı ise Vulcan serisine ait . ve gündemde olan versiyonumuz  Vulcan 3 .

Star Trek filminden midir nedir ;nedense ben okumadan önce Vulcan’ı bir gezegen olarak düşlemiştim . Bu kadar kapsamlı bir yapay zekaya bu ismin verilmesi şu an tuhafıma gidiyor . Bu arada dizi 1966 yapımı . 

Vulcan 3 ,aynı Person of İnterest dizisindeki gibi Dünya’da olan biten bütün verilerin analizini yaparak karar veriyor ve yönetiyor .İnsanlar bir seçim yapma gereği bile duymuyorlar . Sürüm ıskartaya çıkarsa yenisi ile kaldıkları yola devam ediyorlar . 

Her distopik kurgunun direnişçisi olduğu gibi ,burada da Şifacılar isimli bir grup ,bu düzeni yıkmak için mücadeleye girişiyor .Sağlam tantana çıkarıyorlar .

Vulcan yapılanmasına baktığınız zaman zirvede yapay zeka ve onun bir altında direktifleri bildiren bir başkan göreceksiniz .Daha alt kademede ise Direktör dediğimiz amirler ,onların denetiminde olan T sınıfı polis ,psikolog tarzı adamlar var .Tüm bunlar Birlik adı verilen kurumu oluşturmuş . Bu düzen içerisinde kaçıncı yüzyıl ve teknoloji olursa olsun can sıkıcı bir bürokrasi ve ayak kaydırma mevzuları var . Güven için sağlanan güvensiz bir ortam .

Bu noktada PKD ‘nin çok sevdiği figür olan ;gerçeğin yalnızca gerçeğin peşinde koşan (canı/kariyeri / imajı pahasına ) Barris ,bazı çarpık durumları fark ediyor ve onun ekseninde bizlerde olaylara dahil oluyoruz .

Yapay zeka ile ilgili birçok Film/dizi  izliyor ; kitapları okuyoruz .  Genel imajı kuyumuzu kazmaya çalışan kontrol edilemeyen  noktaya gelen bir güç iken yakın zamanda Dan Brown’ın Başlangıç romanında insan bedeni ile hibritleşen bir yapı olarak karşımıza çıktı . Belkide bu fikre yavaş yavaş alıştırılıyoruz. 

Bizler aslında “Yaradan” tarafından bu evrene gönderildiğimiz de hür iradelerimizin sonuçları ile var olmak ve yaşamak ile mükellef kılındık. (Bu duruma inanmak ve inanmamak ayrı bir konu.)  Görülen gerçek şu ki kahve ve tarot bağımlısı zihinler olduğu gibi inanç ve düşüncelerinde de başka bireylere bağımlı olan kendi kararlarının insiyatifini alamayan grupları düşündükçe ; romanın kurgusunda sunulan böylesi bir yılgınlığa maruz kalan insanlığın elinde ipi almak 

Yapay zeka gibi bir varlık için biçilmiş kaftan. 

Öyle bir noktaya gelmiş ki  artık figüran konumunda kalan insan zihni, yapay zekaların oynadıkları iktidar satrancında bile bile piyon olmaya gönüllü. 

Bazen hakikaten o kadar yoğun gündemlerden geçiyoruz ki, o kadar doğru kabul ettiğimiz bilgilerin yanlış olduğu gerçeği ile yüzleşiyoruz ki, sırtımızı dayayacağımız mercilerin yozlaşması o kadar güven sarsıcı ki, daha objektif bakan, verileri mantık matematik çerçevesinde yorumlayan bir güç şu dakika  belki üstümüze gelse yelkenler anında suya inebilir. 

Tabiki tüm bunlar şimdilik kurgunun sunduğu olasılık dahilinde. Ve robot taksiden anlıyoruz ki burası PKD evreni…. 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *